top of page

Barın Arkasından Bakmak

Naim Karakaya

Türkiye’nin gastronomisinde büyük bir yer sahibi olan; Bar sektörü’nün önde gelen isimlerinden “Naim Karakaya” bu sayımızda sizler için röportaj sorularımızı cevaplıyor.

Mesleğe adım atmanız nasıl gerçekleşti? Sizi bu mesleğe yönlendiren etkenler nelerdi?

Mesleğe 2003 yılında, aslında tamamen bir tesadüf sonucu adım attım. Ablam üniversitede Turizm ve Otelcilik bölümünde okuyordu. Bir gün ona gelen bir e-posta sayesinde turizm yolculuğumun ilk adımları atıldı. Henüz 15 yaşındaydım ve Türkiye’nin önde gelen otellerinden birinde ilk mülakatıma girdim. Şanslıydım; başvuranlar arasından seçilen 20 kişiden biri oldum. Ailem beni otele teslim ettiğinde büyük bir heyecan içerisindeydim. Otel sezonluk çalışsa da biz 12 ay boyunca orada konaklıyor, stajyer maaşı alıyorduk. Kış döneminde departman müdürleri bizlere adeta okul gibi eğitimler veriyor, yaz döneminde ise öğrendiklerimizi sahada uygulama fırsatı buluyorduk.

Kariyeriniz boyunca sizi en çok etkileyen deneyim veya anı hangisiydi?

22 yıllık kariyerimde beni etkileyen birçok özel an ve deneyim oldu; hepsini anlatmak saatler sürer. Ancak iki tanesi benim için gerçekten unutulmazdır. Bunlardan ilki, 2007 yılında katıldığım ilk bar show yarışmasıydı. Henüz çok gençtim ve böylesine büyük bir organizasyona katılmak büyük bir heyecandı. Yarışmada Selman Dikmen, Ali Alkan, Alper Dağoğlu, Uğur Güldüren, Emrah Cihangir, Gökhan Sağcan gibi sektörde tanınmış, deneyimli ustalarla aynı sahnede yer almak benim için büyük bir onurdu. Jüri koltuğunda ise Ahmet Kaytar, Atilla İskifoğlu ve Tolga Germiyenoğlu gibi sektörün duayen isimleri vardı. Bu isimlerin karşısında şov yapmak, heyecanın yanı sıra bana büyük bir motivasyon ve tecrübe kazandırdı. Gerçekten hayatım boyunca unutamayacağım bir andı. Bir diğer unutulmaz anım ise 2012 yılında, Show TV'de yayınlanan “Yetenek Sizsiniz Türkiye” programında yaşandı. O dönem "Barstar Naim" ismiyle sahneye çıkıp bar show yaptım. Televizyon ekranlarında milyonlarca kişinin karşısında performans sergilemek, o sahne atmosferi, seyircinin ilgisi ve enerjisi tarif edilemez bir deneyimdi. O an yaşadığım heyecan ve aldığı geri dönüşler, kariyerimin dönüm noktalarından biri oldu.

Topluluğun misyonunu ve vizyonunu kısaca nasıl özetlersiniz?

Misyonumuz

Türkiye genelindeki barmenleri bir araya getirerek; mesleki dayanışmayı güçlendirmek, bilgi ve deneyim paylaşımını teşvik etmek, sektörel gelişimi desteklemek ve meslektaşlarımızın sosyal, eğitimsel ve profesyonel alanda daha güçlü bir konuma gelmelerine katkı sağlamaktır. Ayrıca iş ilanları, etkinlikler, workshoplar ve yetenek paylaşımları aracılığıyla sektör içi iletişimi hızlandırmak, genç barmenlere yol göstermek ve sektörde kaliteyi yükseltmek temel amaçlarımızdandır. Türkiye'deki barmen camiasını ulusal ve uluslararası düzeyde temsil eden, saygınlığı yüksek, örnek bir topluluk haline gelmek. Sadece bir paylaşım grubu değil, mesleğin geleceğini şekillendiren, ilham veren ve yön gösteren bir platform olmak. "Hepimiz Daha Güçlüyüz" anlayışıyla hareket ederek, mesleki birlikteliği kalıcı bir kültüre dönüştürmek vizyonumuzun temelini oluşturur.


Topluluğu kurma fikri nasıl doğdu? Bu süreçte karşılaştığınız en büyük zorluk neydi?

Sektörde belli bir noktaya geldikten sonra çevremdeki birçok kişi iş arayışıyla ilgili bana ulaşmaya başladı. Aynı zamanda Instagram üzerinden yaptıkları kokteyl paylaşımlarını benimle paylaşarak, kendi tariflerini duyurmamı istiyorlardı. Başlangıçta bunları kişisel hesabımda paylaşıyordum, ancak zamanla bu bireysel çabanın yetersiz olduğunu ve daha geniş bir kitleye ulaşabileceğim bir platforma ihtiyaç olduğunu fark ettim. Bir akşam oturup, "Bu insanlara daha etkili nasıl yardımcı olabilirim? Yaptıkları kokteylleri, iş ilanlarını, başarılarını nasıl daha çok kişiye ulaştırabilirim?" diye düşündüm. İşte o noktada Türkiye Barmenler Topluluğu fikri doğdu. Topluluğu kurduktan sonra, aynı isimle WhatsApp grupları oluşturmaya başladım. Etkinliklere davet edildim, organizasyon teklifleri almaya başladım. Bu süreçte en büyük zorluk; her şeyin en başında tek başıma bu yapıyı kurmaya çalışmamdı. Herkesin güvenini kazanmak, samimiyeti göstermek ve bir şeyleri gerçekten değiştirmek istiyorsanız sabırlı olmanız ve çok çalışmanız gerekiyor. Ama en başta ben inandım, sonra diğerleri de inandı. Bugün geldiğimiz noktada, bu topluluk sayesinde birçok meslektaşıma ilham oldum, öncülük ettim. Şu an birçok kişi bu yoldan ilerliyor ve birlikte çok güzel işler başarıyoruz. Bu yüzden sloganımız da çok anlamlı: "Hepimiz Daha Güçlüyüz."


Topluluk olarak eğitim ve yarışmalarla sektöre sağladığınız katkıları biraz anlatabilir misiniz?

Türkiye Barmenler Topluluğu olarak en büyük hedefimiz; sadece bir paylaşım platformu olmak değil, sektöre değer katan, geliştiren ve yön veren bir yapı oluşturmaktı. Bu doğrultuda hem eğitimlerle hem de düzenlediğimiz ya da desteklediğimiz yarışmalarla barmenlik mesleğini bir adım daha yukarı taşımayı amaçladık. Eğitim tarafında, meslektaşlarımızın kendilerini geliştirebilmeleri için teknik, pratik ve teorik alanlarda çeşitli atölyeler, seminerler ve ürün tanıtım etkinlikleri organize ettik. Sektördeki deneyimli isimleri genç arkadaşlarla buluşturarak bilgi ve tecrübe aktarımını sağladık. Bu eğitimlerde sadece içki bilgisi değil; misafir memnuniyeti, bar yönetimi, sunum teknikleri gibi birçok farklı alanda gelişim fırsatı sunduk. Yarışmalar ise, genç barmenlerin kendilerini göstermesi, özgüven kazanması ve yaratıcı yönlerini ortaya koymaları için mükemmel bir fırsat sunuyor. Katılım sağladığımız ve destek verdiğimiz yarışmalarda, Türkiye’nin dört bir yanından gelen yetenekli barmenlerin sahneye çıkmasına olanak tanıdık. Onların heyecanına ortak olduk, başarılarını görünür kıldık. Bu çalışmalar sayesinde sektörde bir birlik bilinci, paylaşım kültürü ve sürekli gelişim anlayışı oluşmaya başladı. Genç barmenler yalnız olmadıklarını hissetti, deneyimli isimler de bilgilerini paylaşmak için fırsatlar buldu. Kısacası, amacımız sadece bugünü değil, geleceği de inşa etmek. Ve bunu birlikte yapıyoruz. Çünkü biz inanıyoruz ki: “Hepimiz Daha Güçlüyüz.”


Genç barmenlere ve sektöre yeni adım atanlara hangi tavsiyeleri verirsiniz?

Öncelikle bu mesleğe sadece "içki hazırlamak" olarak bakmasınlar. Barmenlik; iletişim, estetik, hız, disiplin ve empatiyi bir arada barındıran çok yönlü bir sanattır. Sektöre yeni girenlere tavsiyem şu olur: ·Öğrenmeye açık olun. Her gün yeni bir şey öğrenme fırsatınız var. Küçük gibi görünen her detay, sizi bir adım öne taşıyabilir. ·Sabırlı olun. Bu meslek zamanla şekillenir. İlk gün mükemmel kokteyl yapamasanız da zamanla ustalaşırsınız. ·Temeli sağlam atın. İyi bir barmen olmak için önce temel ürün bilgisi, reçete ve teknikleri öğrenin. Ezbere değil, anlayarak ilerleyin. ·Gözlem yapın. İyi bir barmen aynı zamanda iyi bir gözlemcidir. Misafirin beklentisini, barın akışını ve takımın ihtiyacını fark edebilmelisiniz. ·Ego değil, ekip ruhu. En büyük başarılar, iyi bir ekiple çalışarak gelir. Bar arkasında kimse tek başına kahraman değildir. ·Kendinize yatırım yapın. Eğitimlere katılın, kitaplar okuyun, yarışmalara girin. Gelişiminiz size her zaman geri döner. ·Kim olduğunuzu unutmayın. Nereden geldiğinizi, ilk başladığınız günü ve sizi destekleyenleri hep hatırlayın. Bu sizi hem karakterli bir barmen hem de saygı duyulan bir insan yapar. Unutmayın: Bar arkasında durmak, aynı zamanda sahnede durmaktır. Ve o sahnede sizi izleyen bir kişi bile varsa, işinizi en iyi şekilde yapmalısınız.

Önümüzdeki yıllarda Türkiye’de bar kültürünü nasıl görmek istiyorsunuz?

Önümüzdeki yıllarda Türkiye’de bar kültürünün daha bilinçli, saygı gören ve sanatsal bir zemine oturmuş olmasını istiyorum. Bar kültürü, sadece içki tüketimiyle sınırlı bir alan değil; misafir ağırlama sanatı, yaratıcılık, iletişim ve kültürel birikim gerektiren bir yaşam tarzıdır. Bu yüzden Türkiye’de bu alanın daha fazla değer görmesini, hem misafirler hem de işletmeler tarafından daha iyi anlaşılmasını arzu ediyorum. İstiyorum ki barmenlik bir "geçici iş" değil, saygın bir meslek olarak kabul edilsin. Eğitimli, vizyon sahibi, dünya trendlerini takip eden barmenler yetişsin. Barlar; sadece içki içilen değil, kokteylin hikâyesinin anlatıldığı, misafirin deneyim yaşadığı yerler haline gelsin.


Yorumlar


bottom of page